Şiir yazmak isteyen bir kişi redif, kafiyeyi, vezin ve teknik kuralları öğrenmekten önce bakmayı, hissetmeyi ve düşünmeyi öğretmesi gerekir. Çünkü şiir, kelimelerin ve cümlelerin değil; onların arkasındaki ruhu keşfetme sanatıdır.
Şiir yazmayı düşünen kişi;
1. Önce çok şiir okumalı;
Şiir yazmadan önce şiirin ikliminde yaşamalıdırlar.
İyi şiir okumayanın iyi şiir yazması zordur. Nasıl ki müzik dinlemeyen birinin bestekâr olması, bakmasını bilmeyen kişinin ressam olması güçse, şiir okumayan birinin de şair olması kolay değildir.
Şiir okumaya Yunus Emre, Yahya Kemal, Mehmet Akif Ersoy, Necip Fazıl, Sezai Karakoç, Arif Nihat Asya, Erdem Beyazıt, Osman Sarı, Cahit Zarifoğlu gibi şairlerin şiirlerini okuyarak başlamalıdır.
Daha sonra, yerli ve yabancı beğendi şairlerin şiirlerini okuyabilir.
2. Gözlem Defteri;
Şair, herkesin baktığı yere bakan ama herkesin göremediğini gören ve onları en kısa ve özlü ifade ile şiire dönüştürendir.
Şair adayı kendisine önce şu soruları sormalı;
-Bugün beni en çok etkileyen şey neydi?
-Hangi görüntü aklımda kaldı?
-Hangi duygu içimde iz bıraktı?
-Hangi cümle beni düşündürdü?
Şairler için şiirin ham hammaddesi hayatın içindedir. Onu etkileyen ve ruhunda iz bırakan her şey şiir olmaya elverişlidir.
3. Şair duygularını Saklamak Yerine Yazmalıdır;
Küçük küçük not almalı, daha sonra onu dantel gibi gergef gergef işlemeli, şiir tadı ve kıvamına gelinceye kadar üzerinde titizlikle çalışmalıdır. Bir şiir bazen bir an doğabilir, bazen o doğum günler, aylar ve yıllar sürebilir.
Birçok insan şiiri "süslü söz söylemek" zanneder. Oysa şiir; özlemden, sevinçten, hüzünden, hayretten, merhametten ve adalet arayışından doğar.
Önce duygular düz yazıyla anlatılmalı. Şiir, yazdığınız o notlar ve yazılardan sonradan gelen adımla başlar.
Şiir diye ilk yazılanlar şiir değil, belki şiire açılan bir kapıdır.
4. Doğa ve İnsan Seyredilmeli;
Gökyüzü, yağmur, ağaçlar, sokaklar, şehir, yaşlı insanlar, çocuklar, hayvanlar, dere, göl nehir deniz... görebildiğimiz ve hissedebildiğimiz her şey insana ilham verir. Şair, yaratılana bakarak orada yaratılış harikasını gören ve hisseden gözdür.
Şair olmak isteyen kişi hayata dikkatle bakmalı ve onun en ince detaylarına kadar içinde hissetmeye çalışmalıdır.
Mesela;
Bir ağacı, kuşu, çocuğu vs. 10 dakika boyunca sessizce seyret ve gördüklerini yaz. Bu çalışma inanın hayal gücünü geliştirir. Şiir hayalle başlar. Hayal etmeden şiir yazılmaz. Kahramanlık, aşk, sevgi, düşmanlık ve nefret üzerine yazılan şiirlerde hayat hep önde koşar. Destanlar, dini ve milli ruh ağırlıklı şiirler de öyle.
Hayalsiz şair ve şiir olmaz.
5. Kelime Hazinesini Genişletmek;
Fakir kelime dağarcığı, zayıf şiiri doğurur. Güzel şiir zengin kelimelerden beslenir.
Örnek Olarak Her gün: yeni 3 kelime öğrenilmeli, bir sözlük karıştırmalı, güzel cümleleri not etmeli, şiir ezberlenmeli…
6. İlk Şiirlerinde Mükemmel Olmaya Çalışılmamalı;
En büyük hata, ilk denemede büyük şair veya yazar olmak istemektir.
Şiir ve yazmak yürümek gibidir. Önce emeklenir, sonra yürünür, daha sonra koşmaya başlanır.
İnsan yanlış yazmaktan korkmamalıdırlar. Hiçbir başlangıç kolay değildir.
7. Hayret Duygusunu Kaybetmemek Gerekir;
Şiirin asıl kaynağı hayrettir. Bir yıldızın ışığını, bir kuşun kanadını, bir annenin merhametini, bir çocuğun gülüşünü görünce şaşırabilen insanın kalbinden şiir doğar ve beslenir.
"Şair ve yazar olmak isteyenler önce dünyaya yeniden bakmayı öğrenmelidir. Bakmakla görmek, görmek ile seyretmek arasındaki farkı fark etmelidir. Herkesin gördüğü şeylerde gizlenen mucizeleri fark edebilmek bir sanattır. Şiir, işte ince ve bu farklı bakışı kelimelerle hayal dünyamıza çizilmesidir.
Şiir yazmak için çok okumak, çok düşünmek ve çok hissetmek gerekir. Çünkü şiir düşünceden önce kalpte doğar.
Şiirin ilk kıvılcımı bilgi değil; hayret, merak ve derin bir hissediştir.
Gelecek Sayı da Devam edecek...