Manşet 5. Sayı — Kasım 2026

KUKLALAR VE KUKLACILAR

KUKLALAR  VE KUKLACILAR

Ortadoğu, yüzyıllardır Sümer Asur, Fars, Hitit, Mısır Arap ve Türklerin medeniyeti gibi uygarlıkların doğduğu ve yok olduğu, birçok peygamberin ayak izleriyle şereflendiği, kutsandığı bir coğrafyadır. Yüzyıldır bu kadim topraklarda değişmeyen bir gerçek: Oyuncuların değişmesi, sahnenin değişmesi, sınırların değişmesi, devlet isimlerin değişmesi değil;  yazılan senaryonun, kuklacıların ve kukla oyununun hep aynı kalmasıdır.

Dün farklı örgütler, farklı liderler ve demokrasi ve özgürlük getirme adına farklı sloganlarla sahaya sürülen aktörler, bugün başka diktatörler ve kullanılmaya müsait isimlerle karşımıza çıkıyor. Sonuç ise hiçbir zaman değişmiyor. Şehirlerimiz yıkılıyor, sınırlarımız kanla çiziliyor, halklar ve çocuklarımız yetim ve öksüz kalıyor, devletler sömürülüyor, insanlar yoksullaştıkça yoksullaşıyor.

Ortadoğu güce tapan ülkelerin adeta büyük bir satranç tahtası olarak kalmaya devam ediyor. Bu satranç tahtasında piyonlar öne sürülüyor, vezirler feda ediliyor, şahlar tehdit edilip gerekirse Mat oluyor. Fakat oyunun sonunda kazananlar ne o ülkenin halkları ne de bölgenin ülkeleri. Kazananlar, çatışmalardan siyasi ve ekonomik çıkar sağlayan güç odakları olarak hiç değişmiyor.

Etnik ve mezhebî ayrılıklar bu oyunun en kullanışlı araçları olarak hala kuklacılar tarafından kullanılıyor. Kardeş kardeşe, komşu komşuya, aynı tarihin ve aynı coğrafyanın insanları birbirine karşı kışkırtılıyor. Böylece barış uzaklaşıyor, istikrar zayıflıyor ve bölge dış müdahalelere daha açık hâle geliyor.

Ortadoğu'nun gerçek zenginliği petrol ve gas kuyularında değil; ortak tarihinde, ortak hafızasında, asırlardır birlikte yaşama tecrübesindeki kardeşlik bağlarındadır.

Bu coğrafyada kuklalar değişse de senaryoyu yazan kuklacılar değişmiyorsa, asıl mesele sahnedeki kukla oyuncuları değildir. Onlar sadece kukla. Asıl sorun; perdenin arkasındaki parmaklarında kuklaları oynatan kuklacılar, onların oyunları, hesabı ve aklıdır.

Müslüman!

Bu coğrafyanın kaderini güçlü devletlerinin yuvarlak masalarında, işgalci ve sömürgecilerin cetvelle çizdiği suni sınırlarda ve haritalarda arama! Sorun ancak; bölge halklarının kendi iradeleri, bilinci ve birliğiyle değişeceği gerçeğidir.

Coğrafyamızdaki ülkelerin ihtiyaç duyduğu şey yeni gerginlikler ve yeni savaşlar değil, uyanmak ve tam bir bağımsızlık için ayağa kalkmak, omurgalı bir duruş sergilemektir. 

Uyanan ve kendisine gelen bir toplum, her zaman en karmaşık senaryoları bozabilecek, kendi kimlik ve değerlerine ulaşabilecek bir güce sahiptir.

Arif Altunbaş

Arif Altunbaş

– Hayatın İçinden Bir Kalem 1954 yılının Aralık ayında, Manisa’nın Ahmetli kazasına bağlı Tatar Ocağı (Ataköy) köyünde dünyaya gelen Arif Altunbaş, yedi kardeşin beşincisi olarak köyünün bereketli topraklarında büyüdü. İlk öğrenimini köy okulunda tamamladıktan sonra Uşak İmam Hatip Lisesi’nde orta ve lise eğitimini sürdürdü. Ardından Ankara Aydınlık Evler Lisesi fark derslerini vererek ikinci bir lise diploması kazandı. Gençlik yıllarında azmi, mücadeleci yaratılışı ve çalışkanlığıyla Ankara 19 Mayıs Gençlik ve Spor Akademisi’ne girdi; 1974–1978 yılları arasında Yönetim ve Spor Bilimleri Bölümü’nden mezun oldu. Üniversite yılları ve sonrasında, İslami gençlik hareketlerinin içinde aktif bir rol üstlendi. Milli Türk Talebe Birliği Spor Kolu Başkanlığı, Ankara Yeni Mahalle MTTTB Başkanlığı, Akıncılar Teşkilatı Genel Başkan Yardımcılığı ve Türkiye İmam Hatip Liseleri Mezunları Federasyonu Genel Başkanlığı gibi görevlerde bulundu. Bu dönemde kalemiyle de öne çıktı; Milli Gazete, Yeni Devir, Mavera, Edebiyat ve daha birçok dergide yazıları, makaleleri ve şiirleri yayımlandı. 1980 darbesi sonrası yurtdışına çıkmak zorunda kalan Altunbaş, 1986’da vatandaşlıktan çıkarıldı ve tam 25 yıl boyunca vatansız yaşadı. Bu yıllar boyunca Avrupa’da Müslüman gençlik çalışmalarına öncülük etti; arkadaşlarıyla birlikte Yorum Dergisi’ni çıkardı. Almanya’da Avrupa Milli Görüş Teşkilatı Avrupa İslamcı Gençlik Genel Başkanlığı görevinde bulundu. Avusturya’da öğretmenlik sınavını kazanarak Viyana’da sekiz yıl boyunca İslam Dini öğretmenliği yaptı. Aynı zamanda Pedagoji Akademisi, Doğu Dilleri ve Sosyoloji Fakültesi derslerine iştirak ederek akademik birikimini zenginleştirdi. 2009 yılında Türkiye’ye dönüş yapan Altunbaş, 2013 yılından bu yana Haber7 sitesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. Ayrıca yazıları ve şiirleri Akıncılar Dergisi ile Edebiyat ve Medeniyet dergilerinde yayımlanmaktadır. Bugün Balıkesir’de yaşayan Arif Altunbaş’ın yayımlanmış beş kitabı ve üzerinde çalıştığı yeni eserleri vardır. Onun kalemi, , gençlik yılları ve hareketlerinin coşkusunu, sürgün yıllarının hüznünü İslami düşünce ve edebiyatın derinliklerini bir araya getirerek okurlarına hem şahsi bir yolculuk hem de toplumsal bir hafıza sunmaktadır.

Tüm yazılarını gör →

Yazarın Kitapları

Okur Yorumları

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.

Fikrinizi belirtmek ve tartışmaya katılmak için giriş yapmalısınız.

İlginizi çekebilir