Edebiyatsız Medeniyet olmaz

Manşet 4. Sayı — Ekim 2026

Yalan ve Yalancının Ömrü

Yalan ve Yalancının Ömrü

Cumhuriyet öncesi ve sonrası,  Kemalist devrimler adına söylenen yalanlar ve karalamalar; hangi niyetle dile getirilirse getirilsin, en kötü gerçeğin bile gerisinde kalan, en adi ihanetten bile daha sinsice ve  haincedir.

Bin yılı aşkın bir süredir Asya ve Avrupa topraklarında yaşayan, Müslüman olarak at koşturan bir milleti, kendi kimliğinden, benliğinden, dininden, dilinden ve medeniyetinden koparıp Haçlı uluslara yamamaya kalkışmak; iyi niyet, samimiyet ve medenilik değil, samimiyetsizliğin en sürüngen ve en dibe vurmuş halidir.

Ulu bir tarihi güdük bir zaman dilimine sıkıştırmak, kadim bir medeniyeti terk edip düşmanına benzetmeye çalışmak; kim tarafından yapılırsa yapılsın, bir millete işlenebilecek en büyük kötülüktür. Osmanlı’ya düşman olmak, onu yok saymak, zihnimizden ve hayatımızdan silmek; ancak Selçuklu ve Osmanlı atalarını inkâr eden haramzadelerin ahlakıdır.

Bir milletin tarihini yerden yere vurmakla o millet yok edilemez. Hak ve hakikatin güneşini söndürmeye kimsenin nefesi yetmez. Ellerindeki güçle onu toprağa gömseler bile, vakti geldiğinde o hakikat, gömenlere başkaldırır ve özgürlüğünü haykırır. Allah’ın öldürmediğini kimse öldüremez.

Buğday nasıl toprağa gömülür de baharda başını gökyüzüne uzatırsa; diri diri gömülen bir millet, medeniyet ve kültür de aynen böyledir. Zamanı geldiğinde kendi surunu üfler, toprak altındaki hücreler dirilir ve kıyama kalkar.

İslam medeniyeti antik Mısır gibi mumyalanmış piramitlerin altında değildir; Yunan ve Roma gibi yıkıntılar arasında antikaya dönüşmemiştir. Yeryüzünde tek bir Müslüman kalıncaya kadar İslam yaşar; dolayısıyla onun medeniyeti de ölmez, öldürülemez, yok edilemez. Onu yok etmek insanlığı yok etmektir; insanı yok etmek ise âlemi yok etmektir.

İslam medeniyeti, ne kadar örtülmeye, gizlenmeye, çağ dışı gösterilmeye çalışılsa da milyarlarca Müslümanın doğumdan ölüme kadar hayatında yaşamaktadır. Müslümanların yüreklerindeki iman, katledile katledile bitirilemez; onlar ölümlerle yeniden doğar, dirilir. Müslüman olmak; ölümü korkutmayan yiğitlerle omuz omuza, gönül gönüle yürümektir.

İslam, insanlık için gönderilmiş bir vahiy medeniyetidir. Onu yok etmeye kalkanlar yokluğa mahkûm olur; onu yaşayanlar ise varlığının sırrına erer. İslam, vahyin aydınlığında ve Sünnetin izinde bir hakikat yolculuğudur. İnsanlığın bu dünyasını ve öte dünyasını aydınlatan tükenmez bir diriliş meşalesi olarak kalacaktır Allah’ın izniyle.

Yalanın ve yalancı sistemlerin ömrü, Hak ve hakikat gelinceye kadardır. Güneş doğduğunda karanlığın izleri nasıl silinir, yarasalar mağaralara nasıl sığınırsa; yalan da hakikatin doğuşuyla aynı akıbete uğrayacaktır.




Arif Altunbaş

Arif Altunbaş

– Hayatın İçinden Bir Kalem 1954 yılının Aralık ayında, Manisa’nın Ahmetli kazasına bağlı Tatar Ocağı (Ataköy) köyünde dünyaya gelen Arif Altunbaş, yedi kardeşin beşincisi olarak köyünün bereketli topraklarında büyüdü. İlk öğrenimini köy okulunda tamamladıktan sonra Uşak İmam Hatip Lisesi’nde orta ve lise eğitimini sürdürdü. Ardından Ankara Aydınlık Evler Lisesi fark derslerini vererek ikinci bir lise diploması kazandı. Gençlik yıllarında azmi, mücadeleci yaratılışı ve çalışkanlığıyla Ankara 19 Mayıs Gençlik ve Spor Akademisi’ne girdi; 1974–1978 yılları arasında Yönetim ve Spor Bilimleri Bölümü’nden mezun oldu. Üniversite yılları ve sonrasında, İslami gençlik hareketlerinin içinde aktif bir rol üstlendi. Milli Türk Talebe Birliği Spor Kolu Başkanlığı, Ankara Yeni Mahalle MTTTB Başkanlığı, Akıncılar Teşkilatı Genel Başkan Yardımcılığı ve Türkiye İmam Hatip Liseleri Mezunları Federasyonu Genel Başkanlığı gibi görevlerde bulundu. Bu dönemde kalemiyle de öne çıktı; Milli Gazete, Yeni Devir, Mavera, Edebiyat ve daha birçok dergide yazıları, makaleleri ve şiirleri yayımlandı. 1980 darbesi sonrası yurtdışına çıkmak zorunda kalan Altunbaş, 1986’da vatandaşlıktan çıkarıldı ve tam 25 yıl boyunca vatansız yaşadı. Bu yıllar boyunca Avrupa’da Müslüman gençlik çalışmalarına öncülük etti; arkadaşlarıyla birlikte Yorum Dergisi’ni çıkardı. Almanya’da Avrupa Milli Görüş Teşkilatı Avrupa İslamcı Gençlik Genel Başkanlığı görevinde bulundu. Avusturya’da öğretmenlik sınavını kazanarak Viyana’da sekiz yıl boyunca İslam Dini öğretmenliği yaptı. Aynı zamanda Pedagoji Akademisi, Doğu Dilleri ve Sosyoloji Fakültesi derslerine iştirak ederek akademik birikimini zenginleştirdi. 2009 yılında Türkiye’ye dönüş yapan Altunbaş, 2013 yılından bu yana Haber7 sitesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. Ayrıca yazıları ve şiirleri Akıncılar Dergisi ile Edebiyat ve Medeniyet dergilerinde yayımlanmaktadır. Bugün Balıkesir’de yaşayan Arif Altunbaş’ın yayımlanmış beş kitabı ve üzerinde çalıştığı yeni eserleri vardır. Onun kalemi, , gençlik yılları ve hareketlerinin coşkusunu, sürgün yıllarının hüznünü İslami düşünce ve edebiyatın derinliklerini bir araya getirerek okurlarına hem şahsi bir yolculuk hem de toplumsal bir hafıza sunmaktadır.

Tüm yazılarını gör →

Yazarın Kitapları

Okur Yorumları

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.

Fikrinizi belirtmek ve tartışmaya katılmak için giriş yapmalısınız.

İlginizi çekebilir