Edebiyat ve Medeniyet

Mavinin Tatili 2

Melek Pınar
Melek Pınar Yazar
3 DK 143 OKUNMA

Mavi’ nin Tatili

 

Bir varmış, bir yokmuş…

 

Evvel zaman içinde, Mavi annesi ve babasıyla birlikte tatile gitmişler. Çok sevdikleri cici mi cici, şirin mi şirin tekir cinsi kedileri İnci'yi komşularına emanet bırakmışlar.

 

Tatil için gittikleri yerde Gökkuşağı isimli küçük bir otele yerleşmişler. Otelin sahibi Mavi'nin okul yıllarından en iyi arkadaşı Ayşe’nin dedesiymiş. Bu yüzden bu tatil Mavi için çok neşeli ve eğlenceli geçmiş.

 

Ayşe ile Mavi her gün birlikte birbirinden eğlenceli oyunlar oynamışlar. Bazen bahçede çamur banyosu yaparlar, bazen de küçük boş havuzları suyla doldururlar, orada gönüllerince su oyunları oynarlarmış.  Su tam istedikleri yüksekliğe ulaşınca da cubur lop içine atlayıp saatlerce suda şakalaşır eğlenirlermiş.

 

Bir gün Ayşe, Mavi ve oyun arkadaşları birlikte otelin bahçesindeki meyve ağaçlardan meyve toplamaya karar vermişler. Kayısılar, erikler, şeftaliler, kirazlar, incirler öyle tatlı, öyle suluymuş ki, doya doya yemişlerse de yemeye doyamamışlar. Sonra da onlardan birazını odalarına götürmek için ceplerini de bu meyvelerle doldurmuşlar.

Tam o sırada beklenmedik bir şey olmuş...

 

Otelin giriş kapısında otel sahibi onları bekliyormuş. Çocukların elleri, ayakları, üstleri başları toz toprak ve çamur içindeymiş. Üstelik cepleri de meyveler ile dolu.

 

Otel sahibi çocuklara kaşlarını çatıp sormuş:

 

— "Siz benim ağaçlarımdan izin almadan nasıl meyve toplarsınız?" demiş.

 

Diğer çocuklar pek aldırmamış ama utancından Mavi'nin suratı ekşimiş, gözleri dolu dolu olmuş. Ağlamamak için kendini zor tutuyormuş. Yanlış bir şey mi yaptık acaba diye düşünmeye başlamış.  Utancından ağlamaklı başını yere doğru eğmiş. Hatta elinde olmayarak korkudan birkaç kez de içini çekip hıçkırmış. 

 

O anda otel sahibi gülümsemeye başlamış.

 

"Bu otelin bahçesindeki bütün meyvelerden istediğiniz zaman, istediğiniz kadar yiyebilirsiniz çocuklar. Ben size sadece küçük bir ders vermek istedim" çocuklar demiş. Güleç bir yüzle bu bahçenin her yerinde dilediğiniz gibi oynayabilirsiniz. Çünkü siz benim ve torunum Ayşe’nin misafirlerisiniz." demiş.

 

Sonra da:

 

— "Ama şunu hiç aklınızdan çıkarmayın. Size ait olmayan bir yere girmek isterseniz zaman mutlaka o yerin sahibinden izin almanız gerekir. Her bahçe, her ağaç ve her eşya onun sahibine aittir. İzin istemeden ve almadan bir yere girilmez, birşey alınmaz veya kullanılmaz." diye onlara nasihat edip bir ders vermiş.

 

Üzerindeki şoku atlatan Mavi derin bir nefes almış. O gün hayatına yön verecek çok önemli bir şey öğrendiği için mutlu olmuş.  Otel odasına geldiğinde başından geçenleri annesine anlatmış. Annesi de Ayşe' nin dedesinin çok doğru söylediğini söylemiş.

 Mavinin babası da ;

''Bir insan ne kadar iyi niyetli olursa olsun, başkasına ait bir ev, bahçe, yer ve özel bir alana girmeden önce, o yerin sahibinin izni olmadan içeri giremez ve bir şeyler alamaz'' diyen eklemiş. 

 

O günden sonra Mavi, kendine ait olmayan bir şey almak isterken, önce izin istemenin gerekliliğini hiç aklından çıkarmamış Hatta anne baba ve kardeşlerine ait olan bir şeyi isterken bile onlardan izin istemeye başlamış. Mavi’ nin bu kibarlık ve inceliği karşısında herkes mutlu oluyormuş.

Birgün annesi Mavi’ ye ‘’Aferin kızım. Nezaket insanın karakter ve kişiliğinin aynasıdır’’ diyerek onu tebrik etmiş. Ve yanaklarından şapur şupur doya doya öpmüş.  

Mavi’nin o tatilden kazandığı ve yanında getirdiği en değerli şey, ceplerindeki meyveler ve orada geçirdiği hoş saatler değil, öğrendiği bu güzel öğüt ve ahlak dersi olmuş.

 

Gökten üç güzel elma düşmüş...

 

Biri bu hikâyeyi dinleyen çocuklara, biri iyi ve güzel davranışlarda bulunan herkese, biri de tabii ki Mavi'ye...

Bu Masaldan çıkarılacak ders; '' Sahibi olmadığın bir şeye sahibinin izni olmadan dokunmamak, almamak, yememek, kullanmamakmış.'' 

 

 

Melek Pınar

Melek Pınar

Yorumlar

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.

Fikrinizi belirtmek ve tartışmaya katılmak için giriş yapmalısınız.

İlginizi Çekebilir