Bir Müslüman olarak ben, bir kıyam eriyim. Kıyamım küfrün ve inkârın, her türlü cahilliğin ve cahiliyenin her tipi ve şekline karşıdır.
Kıyam eri olarak Allah dostlarının dostu, Allah düşmanlarının düşmanıyım.
Suyun bile uyudu, insanın uyuşturulduğu bir zaman ve dünyada her an inkâr rüzgâr ve fırtınalarına karşı uyanık olmalı ve dik durmalıyım. Yoksa içinde bulunduğum ve kalbimde yaşattığım Nuh’un gemisini selamet sahillerine ulaştıramam.
Kıyamım, önce kendi nefsime karşıdır. Onu hamur gibi ellerimle, gerekirse çamur gibi ayağımla çiğneyip çiğneyip de yoğurmalıyım. Bu bir çağrıdır tüm nesillere ve çağlara. Bir iman tazeleme ve inancı zamana ve mekâna hâkim kılma çağrısı.
Onun için önce bir kıyam eri olma kıvam ve olgunluğuna ermek zorundayım. Kendi azgın benliğime ve dizgin koparan nefsime karşı çetin bir savaşa girmeliyim her şeyden önce. Benlik, kimlik ve kişiliğimi yozlaştıran, beni benden koparan, yabancılaştıran Firavuni sistem ve düzenlere, akım ve ideolojilere karşı Tevhit peygamberi Hz. İbrahim’ in bilincini kuşanmalıyım.
İbrahim bilincini kuşanan bir Müslüman olarak içimdeki putları kırdıktan sonra dışımdaki putlara yönelmeliyim. Ona da put yapan, put satan ve puta tapan atalardan başlayım İbrahim gibi.
Put ve putperest atam dahi olsa, ona Hz. İbrahim’ in babasına yaklaştığı gibi yaklaşmalı, söylediği gibi söylemeliyim hal ve kal lisanıyla.
İsyan ve tuğyan, inkâr ve küfrün kuklası olan putlara, putçulara, put alıp put satan Nemrut’un bezirgânlarına bitpazarındaki döküntü mallar kadar bile değer vermemeliyim.
Allaha inkâr ve isyan edenin nazarımda üç kuruşluk bir değeri yoktur. Onun geçerliliği tuvalet kâğıdından basılmış sahte banknotlar gibi doğuştan ölüdür.
İslam, dirilerin dindir ölülerin değil. Dirilere yön, yöntem, yol ve istikamet göstermek için gönderilmiş ilahi bir manifestodur. Bir yönüyle davet ve tebliğ, diğer yönüyle meydan okuma ve Allah’ın olan hâkimiyeti Allah için, insanlığa huzur ve refah getirmek için Allah yolunda kullanma davası.
Kıyam erinin kafasında fikir, dilinde zikir, kalbinde ihlas ve samimiyet vardır. Bu yolda yürümek ve mücadele etmek onun hayat felsefesidir. Çünkü İslam hakkıyla yaşanırsa kıymeti hiçbir değerle ölçülemeyecek kadar büyük ve kıymetli bir hayat kalitesidir.
Bu hayat felsefesi ve kalitesinin kaynağı vahiydir. İnsan vahiyle uyanır, vahiyle dirilir, vahiyle kıyama kalkarsa yerdeki taşlar ve gökteki kuşlar da Allah’ ın adına, Allah için kulluğa başlar.
Kıyama durmadan önce kıyam eri olduğunu bilecek, anlayacak, bu yolda dirilecek ve gerekirse kılıcından kelleler damlatarak diriliş savaşını sürdüreceksin.
Kıyam eri vahiy eridir. Allah’ın askeri, ordusu, barış ve özgürlüğün cengâveridir.
– Hayatın İçinden Bir Kalem
1954 yılının Aralık ayında, Manisa’nın Ahmetli kazasına bağlı Tatar Ocağı (Ataköy) köyünde dünyaya gelen Arif Altunbaş, yedi kardeşin beşincisi olarak köyünün bereketli topraklarında büyüdü. İlk öğrenimini köy okulunda tamamladıktan sonra Uşak İmam Hatip Lisesi’nde orta ve lise eğitimini sürdürdü. Ardından Ankara Aydınlık Evler Lisesi fark derslerini vererek ikinci bir lise diploması kazandı. Gençlik yıllarında azmi, mücadeleci yaratılışı ve çalışkanlığıyla Ankara 19 Mayıs Gençlik ve Spor Akademisi’ne girdi; 1974–1978 yılları arasında Yönetim ve Spor Bilimleri Bölümü’nden mezun oldu.
Üniversite yılları ve sonrasında, İslami gençlik hareketlerinin içinde aktif bir rol üstlendi. Milli Türk Talebe Birliği Spor Kolu Başkanlığı, Ankara Yeni Mahalle MTTTB Başkanlığı, Akıncılar Teşkilatı Genel Başkan Yardımcılığı ve Türkiye İmam Hatip Liseleri Mezunları Federasyonu Genel Başkanlığı gibi görevlerde bulundu. Bu dönemde kalemiyle de öne çıktı; Milli Gazete, Yeni Devir, Mavera, Edebiyat ve daha birçok dergide yazıları, makaleleri ve şiirleri yayımlandı.
1980 darbesi sonrası yurtdışına çıkmak zorunda kalan Altunbaş, 1986’da vatandaşlıktan çıkarıldı ve tam 25 yıl boyunca vatansız yaşadı. Bu yıllar boyunca Avrupa’da Müslüman gençlik çalışmalarına öncülük etti; arkadaşlarıyla birlikte Yorum Dergisi’ni çıkardı. Almanya’da Avrupa Milli Görüş Teşkilatı Avrupa İslamcı Gençlik Genel Başkanlığı görevinde bulundu. Avusturya’da öğretmenlik sınavını kazanarak Viyana’da sekiz yıl boyunca İslam Dini öğretmenliği yaptı. Aynı zamanda Pedagoji Akademisi, Doğu Dilleri ve Sosyoloji Fakültesi derslerine iştirak ederek akademik birikimini zenginleştirdi.
2009 yılında Türkiye’ye dönüş yapan Altunbaş, 2013 yılından bu yana Haber7 sitesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. Ayrıca yazıları ve şiirleri Akıncılar Dergisi ile Edebiyat ve Medeniyet dergilerinde yayımlanmaktadır.
Bugün Balıkesir’de yaşayan Arif Altunbaş’ın yayımlanmış beş kitabı ve üzerinde çalıştığı yeni eserleri vardır. Onun kalemi, , gençlik yılları ve hareketlerinin coşkusunu, sürgün yıllarının hüznünü İslami düşünce ve edebiyatın derinliklerini bir araya getirerek okurlarına hem şahsi bir yolculuk hem de toplumsal bir hafıza sunmaktadır.